Ev / COVID-19 / Sibel Selvi Arslantürk: “Yeni Tip Koronavirüs, Yeni Dünya Düzeni ve Yeni İletişim Stratejileri”

Sibel Selvi Arslantürk: “Yeni Tip Koronavirüs, Yeni Dünya Düzeni ve Yeni İletişim Stratejileri”

Koronavirüs ile birlikte dijitalleşme ekseninde yeni bir dünya düzenine giriş yaptığımız konuşuluyor. Yeni dünya düzenini ve pandemi sürecinde markaların iletişim süreçlerinin nasıl yönetilmesi gerektiğini İnomist İletişim Danışmanlığı Ajans Başkanı Sibel Selvi Arslantürk‘e sorduk.

Sibel Selvi Arslantürk: “Yaşadığımız Süreçte ‘3 Yeni’den Bahsedebiliriz: Yeni Tip Koronavirüs, Yeni Dünya Düzeni ve Yeni İletişim Stratejileri”

Koronavirüs ile birlikte dijitalleşme ekseninde yeni bir dünya düzenine giriş yaptığımız konuşuluyor. Bu konuyla ilgili siz neler söylemek istersiniz?

İnsanlık tarihinin belki de en zorlu dönemlerinden birine şahitlik ediyoruz. Birkaç ay içinde dünya genelinde toplumların başta beden sağlığı olmak üzere aynı zamanda ruh sağlığını, motivasyonunu, sosyal yaşantısını ve ekonomiyi alt üst eden koronavirüs maalesef uzunca bir süre daha gündemdeki yerini koruyacak gibi görünüyor.

Koronavirüs ile paralel olarak dijitalleşme ve dijitalleşmeyi daha da hızlandırması beklenen 5G gibi konular da gündemdeki yerini hızla aldı. Öyle ki, bu süreç küresel bir salgının yanı sıra “dünyanın dijital dönüşümü daha hızlı kabullenmesini sağlamaya yönelik bir algı operasyonunu” da içeriyor mu konusu tartışılır oldu.

Özetle, çok şey konuşulan, pek çok farklı fikrin tartışıldığı, ancak henüz hangisinin gerçek olduğu ya da olacağını bilemediğimiz ve sadece sahnedekileri merakla izlediğimiz tanımlaması zor bir dönemden geçiyoruz. Bundan sonra nasıl bir “yeni dünya düzeni” olacağını merak ediyoruz. “Daha zor ve kaotik” bir düzen mi, yoksa “teknolojik gücü doğru yönetecek akıllı toplum felsefesi” olarak özetlenen Toplum 5.0 (Society 5.0) anlayışının öne sürdüğü gibi “toplumun çıkarlarının gözetileceği, daha adil, daha doğa dostu ve insancıl” bir düzen mi? Bunu yaşayarak göreceğiz ama emin olduğumuz bir şey var ki, “artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” ve “geleceğin toplumunun inşasında bilim, teknoloji ve inovasyon başroldeki yerini güçlendirecek.

“Sosyal Sorumlu Kurumlar Öne Çıkacak”

Yaşadığımız süreç markaların iletişim çalışmalarını nasıl etkiliyor? Bu dönemde marka iletişiminde nelere dikkat etmek gerekiyor?

Yaşanılan süreç kuşkusuz en çok da iletişim sektörünü yakından ilgilendiriyor ve derinden etkiliyor. Ekonominin can damarı olan pek çok farklı sektörden marka ve kurumların üretimlerine ve hizmetlerine devam etmelerinin kritik önem taşıdığı bu süreçte iletişim profesyonellerine de büyük bir rol düşüyor.

Gündemin hassasiyetini göz ardı etmeden sosyal faydaya odaklanan içerikler ve projeler geliştirilerek markaların iletişim süreçlerinin kesintisiz bir şekilde devam etmesi oldukça önemli. Bu noktada markaların geliştirdikleri ürün, hizmet, teknoloji ya da finansal kaynakları ile çözümün bir parçası olmaları önem kazanıyor.

Sosyal sorumlu kurumların bugünden sonra çok daha fazla ön plana çıkacağını ve bu sayede tüketicileri ile çok sıkı bağlar kuracaklarını göreceğiz. Önümüzdeki dönemde de markaların sosyo ekonomik konulara çok daha yüksek oranda dahil olacağını ve bu doğrultuda sağlık, eğitim, çevre gibi hayata dokunan her alanda dünyanın ve yerel toplumların sorunlarının çözümü için daha da yoğun olarak çalışacaklarını söyleyebiliriz.

“Risk Yönetimi, Kriz İletişimi ve Paydaşlarla İletişimin Dozu Arttı”

Risk yönetimi ve kriz iletişimi kapsamında ise markaların hızlı ancak sağduyulu aksiyonlar almaları, hedef grup ve sosyal paydaşlarının algılarında kaosa neden olabilecek açık alanlar bırakmadan şeffaf bir şekilde ve düzenli periyotlarla bilgi paylaşımı yapmaları çok önemli.

Bu dönemde markaların, hedef grup ve paydaşlarıyla iletişimlerini her zamankinden çok daha güçlü tutarak bağlarını kuvvetlendirmeleri, onlara yalnız olmadıklarını ve başarıya giden yolun hep birlikte mücadeleden geçtiğini anlatan bir iletişim anlayışı içinde olmaları gerekiyor.

Bu çalışmaları doğru iletişim kanalları üzerinden, doğru yöntemlerle, doğru zaman planı içinde ve itina ile hazırlanan içeriklerle yapmak önem kazanıyor. Tüm bu hususlara dikkat edilmediği ve iletişim süreçleri profesyonellerin önerileri dikkate alınıp sağduyu içinde yönetilmediği sürece deyim yerindeyse tam da “kaş yapayım derken göz çıkarabileceğimiz” bir dönemdeyiz.

En ufak bir hatanın bile büyük sorunlara yol açabileceği çok hassas bir süreçten geçiyoruz. Sinirler gergin, endişe had safhada, tüm toplum konvansiyonel medyadan sosyal medyaya kadar tüm iletişim kanallarına dikkat kesilmiş durumda… Böyle bir ortamda algı karmaşalarının olması eskisine göre çok daha kolay ve sonuçları da çok daha acı olabilir.

“Kurumsal Sadakatin Yolu Motive Edici Kurum İçi İletişimden Geçiyor”

Markaların evden çalışma düzenine geçmesiyle birlikte fiziki olarak bir araya gelemeyen çalışanları için kurum içi iletişim çalışmalarına ağırlık vermeleri, birlik ve beraberlik duygusunu aşılayarak onları duygusal olarak zor zamanlardan geçilen şu günlerde motive etmeleri hem kurumsal sadakat hem de çalışmaların başarısı ve sürdürülebilirliği için büyük önem taşıyor.

Her ne kadar bir düzen ve disiplin oluşturulsa da içinde bulunduğumuz kaotik ortam nedeniyle mesai saatlerinin karıştığını, bazı sektörlerde eskisinden çok daha fazla çalışıldığını ve sürekli aynı mekan içinde yalnız başına çalışmanın bir süre sonra insanları zorlamaya başlayacağını göz ardı etmemek gerekiyor.

Ek olarak, hayat hepimiz için çok zorlaştı… Eskiden işlerimize yardımcı olan destekçilerimiz varken şimdi iş, ev, çocuk bakımı, büyüklerimizin ihtiyaçlarını karşılamak gibi hayata dair her şey bizlerin omuzunda… Bu noktada şirketlerin “önce insan ve önce sağlık” anlayışını göz ardı etmeden çalışanlarına karşı eskisinden daha anlayışlı olmaları şart. Benzer anlayışın aynı şekilde iş hayatının her alanında kendini hissettirmesi, şirketlerin tedarikçileri, hizmet aldıkları kurumlar gibi tüm paydaşlarına da anlayış ve dayanışma içgüdüsüyle yaklaşmaları önemli.

“Markalar Bu Krizde PR Ajanslarının Kritik Rolünü Çok Daha Derinden Hissetti”

İçinden geçtiğimiz bu zorlu kriz döneminde markaların PR ajanslarına bakış açısında bir değişiklik oldu mu sizce?

Bu süreçte markalar, iletişimin ve iletişim danışmanlığı ajanslarının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hissettiler.

Gerek meslek örgütleri gerekse ajanslar tarafından yıllardır anlatılmaya çalışılsa da PR’ın ağırlıklı olarak medya iletişiminden ibaret olduğu algısını değiştirmek maalesef hala daha mümkün olamamıştı. Ancak geldiğimiz noktada görüyoruz ki, markalar iletişim ajanslarının hızlı aksiyon alarak risk yönetimi ve kriz iletişimi süreçlerini başarılı bir şekilde planladıklarını, kurum içi iletişim çalışmalarına büyük destek sağladıklarını, paydaşlarla olan iletişimin sağlıklı yönetilmesine ciddi katkılarda bulunduklarını, sosyal fayda sağlayan içerik ve projeler geliştirerek kurumsal itibara katkı sağladıklarını ve çok daha fazlasını gördüler.

PR’ın önümüzdeki dönemde markalar için çok daha kritik düzeyde önem kazanacağına ve ajansların değişen koşullara ne kadar hızlı adapte olabildiklerine bir kez daha şahit oldular.

“Yeni Dünya Düzeni İş Yapış Biçimlerimizi Derinden Etkileyecek”

Teknoloji şirketlerine hizmet veren bir iletişim danışmanlığı ajansı olarak dünya düzeninde böylesine hızlı bir değişim bekliyor muydunuz?

Her şey çok ama çok hızlı değişiyor… Global ve yerli teknoloji şirketlerine de hizmet veren bir iletişim danışmanlığı ajansı olarak dijital dönüşüm, yapay zeka, IoT, akıllı üretim, makine öğrenmesi, dijital güvenlik gibi gelişmelerin etkisiyle dünyada yakın zamanda çok büyük değişimlerin olacağını takip ediyor ve sürekli bu konular üzerinde çalışma yapıyorduk, ancak bu değişimin bu kadar hızlı olacağını pek çok insan gibi biz de hiç tahmin etmemiştik.

İçinde bulunduğumuz dönem tahmin yürütmenin oldukça zor olduğu, orta ve uzun vadeli planların çok kısa aralıklarla gözden geçirilip güncellenmesinin gerektiği, adaptasyon hızımızın çok yüksek olmasının zorunlu olduğu bir dönem ve sanıyorum ki bu anlayış yeni dünya düzeninin bir gereği olarak iş yapış biçimlerimizi derinden etkileyecek.

“Bugünleri Hep Birlikte Aşacağımıza Gönülden İnanıyorum”

Şartlar ne olursa olsun ve yeni dünya düzeni bize ne getirirse getirsin, Türk toplumu olarak yardımlaşmayı, birlik olmayı, sabırla mücadele etmeyi çok iyi başardığımız için tarihimiz boyunca savaşlar, salgın hastalıklar, ekonomik krizler gibi pek çok zorlu dönemi nasıl atlattıysak bu günleri de özveri, sağduyu ve toplumsal dayanışma ile hep birlikte atlatacağımıza gönülden inanıyorum.

Bu vesileyle tüm meslektaşlarıma ve iletişim dünyasının tüm alanlarında görev alan kıymetli dostlarımıza çalışmalarında başarılar ve kolaylıklar diliyorum.

Sağlık dolu, mutlu, umutlu günlerin çok yakın olması dileğiyle…

Ayrıca Kontrol Et

turkiyenin-gencleri-covid19-arastirmasi-gore-2gencler-uzaktan-egitime-konsantre-olamadi

Türkiye’nin Gençleri Covid19 Araştırması Göre Gençler Uzaktan Eğitime Konsantre Olamadı

Türkiye Gençlik STK’ları Platformu (TGSP), Türkiye’nin Gençleri Covid 19 Araştırmasını tamamladı. Türkiye genelinde yapılan araştırmada …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir