Ev / AKADEMİ / Halkla İlişkiler ve Tanıtımın 60 Yıllık Serüveni
halkla ilişkiler
halkla ilişkiler

Halkla İlişkiler ve Tanıtımın 60 Yıllık Serüveni

60 Yıllık Sosyal Fayda

Türkiye’de halkla ilişkiler 1960’lı yılları takiben kamu kurumlarında başladı. Kamu kuruluşları bünyesinde oluşturulan basın büroları aracılığıyla halkla ilişkiler ve tanıtım faaliyetleri sürecine girildi.

Halkla ilişkiler çalışmaları, 1960 yılından itibaren başlatılmış olsa da bu tarihten önce de birtakım çalışmalar yapılmıştır. Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde de liderler, halk ile iyi bir iletişim kurma çalışmalarını devam ettirmişlerdir. Tarihin her sürecinde halk ile olan iletişim devamlılığı ve halkı ikna çabaları oluşturuldu.

Osmanlı Devleti dönemindeki, halkla ilişkiler uygulamalarına örnek sayılabilecek birçok uygulamaya yer verilmiştir. Halka açık yapılan divan toplantıları, padişahın kıyafet değiştirerek halkın arasına girip sorunları öğrenmeye çalışması halkla ilişkiler uygulamalarına örnek gösterilmektedir. Osmanlı Devleti’nde görülen halkla ilişkiler uygulamaları devamlılığı olmayan çalışmalardır.

Divân-ı Hümayûn Şikayet Kalemi, Osmanlı döneminde, halkın sorunlarını dinlemiş ve çözüm sunmaya çalıştı. Bu kurum dört asır boyunca hizmet verdi. Bir diğer sistemli uygulama ise muhtesipliktir. Günümüzde zabıta müdürlüğünün benzeri bir görev yürütüldü.

1919-1960 Yılları Arasındaki Halkla İlişkiler Dönemi

1919-1960 yılları arasındaki dönem, milli mücadele sürecinden, 1960 darbesine kadar olan zaman aralığını kapsıyor. Milli mücadele döneminde Mustafa Kemal Atatürk’ün gerçekleştirdiği çalışmalar, halkla ilişkiler uygulamalarının ilk örnekleri niteliğindedir. Atatürk, milli mücadele dönemlerinde halka doğru bilgileri aktarmak ve kamuoyu oluşturmak için yaptığı çalışmalar ilk örneklerdir.

İrade-i Milliye ve Hakimiyet-i Milliye gazetelerinin çıkarılması, Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü ile Anadolu Ajansı’nın kurulması, milli mücadele dönemindeki halkla ilişkiler uygulamaları çerçevesinde değerlendirilmektedir.

Atatürk döneminde faaliyete geçirilen kurumlar, milli mücadele döneminde ve Cumhuriyetin kurulmasında sonra halka bilgi aktarma kanalı olarak kullanıldı. Atatürk tarafından kurulan kurumlar, yenilikleri tanıtma ve benimsetme aracı olarak faaliyet göstermiştir.

1946 yılına kadar olan zamanda aralığında ülkemiz halkla ilişkiler faaliyetlerine çok elverişli değildi. Bu yıllar daha çok aile işletmeciliği modeli hakimdi. Var olan işletmeler küçük ölçekliydi ve kendi ürettiğini kendi tüketen bir halk yapısına sahipti. Bu dönemler daha çok tek yönlü bir bilgilendirme söz konusu oldu. Merkezi yönetim, ihtiyaç duyduğu zamanlarda halkı bilgilendirmekte ve tek yönlü bir ilişki kurmaktaydı.

Halkla ilişkilerin ülkemizdeki gelişimi, 1946 yılıyla birlikte geçilen çok partili dönem ve Demokrat Parti’nin kurulmasına rastlamaktadır. Çok partili hayata geçişle birlikte kamunun desteğini almak, siyasal alanda başlamıştı. İktidara gelmek isteyen siyasi partiler, halkın sorunlarını daha yakından dinlemeliydi ve çözüm üretilmeliydi.

Çok Partili Hayata Geçiş Döneminde Halkla ilişkiler

1950 yılıyla birlikte iktidara gelen Demokrat Parti, halkın yönetime olan beklentilerini hem çeşitlendirmiş hem de artırmıştı. Bu dönemle birlikte tarımda makineleşme artmaya başlamıştı. Bununla birlikte üretilen ürünler sadece tüketmek için değil pazarlamak içinde üretilmeye başlanmıştı. Küçük ölçekli aile şirketleri dönemi, yerini pazarlama odaklı daha büyük işletmelere bırakmaktaydı.

Artan üretim ve pazarlama ihtiyaçlarıyla birlikte işletmelerin yatırım araçları için de bir sistem kurulması zorunluluğu doğmuştu. Bu talebi karşılamak için kredi sağlayan mekanizmalar kullanılmaya başlanmıştır. 1960’lı yılları takiben ülke genelinde küçük işletmelerden orta ve büyük işletmelere geçilmeye başlanmıştır. Bununla beraber artan üretim ve pazarlama ihtiyaçları artık halkla ilişkiler ve tanıtım mekanizmalarının da sürece dahil edilmesini zorunlu kılmıştır.